Sürdürülebilirlik Ve Sürdürülebilirlik Kalkınma
Sedat Arı

Sedat Arı

Kalkınma

Sürdürülebilirlik Ve Sürdürülebilirlik Kalkınma

18 Nisan 2021 - 15:24

İlk defa 20.yüzyıl başlarında insanoğlu uzaya çıktı ve uzaydan Dünya’ya bakmışlardı. İnsan karşısında küçücük ve kolayca inceleyebilecek bir top görmüştür. Bu top üzerinde egemen olan unsur insan faaliyetleri ve çabaları olduğunu görmeden, bulutlar, okyanuslar, bitki örtüsü ve topraklarının düzeni olduğunu görmüştür. Bu durumda sürdürebilirlik kavramı ortaya çıkmaktadır. Kavram, Ortak Geleceğimiz Raporu’nda  “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılayabilme olana ağından ödün vermeksizin karşılamaktır” (Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu),  biçiminde tanımlanmıştır.

Sürdürülebilirlik kavramı çok geniş bir yelpazesi olan bir kavram olmasına karşı en basit haliyle tanımlayacak olursak; üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamını daimi kılınabilmesidir. Sürdürülebilirlik sağlanmasında bazı olgu ve olaylar olumlu veya olumsuz anlamda etkilemektedir. Bunların başında nüfus ve insan kaynağı gelmektedir.

Dünya’nın birçok yerinde nüfus, eldeki çevre kaynaklarıyla sürdürülmeyecek oranlarda artmaktadır. Bu artış konutta sağlık hizmetlerinde enerji ve besin güvenliğinde iyileşme beklentileri imkânsız kılmaktadır. Global tarımla herkese yetecek ürün üretilebilir ama yiyecek çoğu zaman hazır değildir. Yeni Yüzyılın başında dünya nüfusunun yaklaşık yarısı kent merkezlerinde yaşaması beklenilmektedir yani 21.yüzyıl dünyası kent görünümde bir Dünya olmuştur ve son 65 yıl içinde gelişmekte olan ülkelerde kent nüfusu on kat artmıştır. Kahire Bildirgesi’nde bu konuda: “günümüzde ve gelecekte bütün insanların eşit paylaşacakları refahı sağlayacak bir araç olan Sürdürebilir kalkınma, nüfus, kaynaklar, çevre ve gelişme arasındaki karşılıklı ilişkilerin tam olarak bilinmesini, uygun şekilde düzenlenmesini ve bunlar arasında uyumlu, dinamik bir denge kurulmasını gerektirmektedir’’.

Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, ilgili zor seçimler yapabilmek, bilinçli, bilgili bir kamuoyunun, gönüllü kuruluşların, bilimsel toplulukların ve sanayinin yaygın desteğine ve katkısına bağlıdır. Kalkınma planlamasında, karar alınmasında, proje uygulanmasında onların hakları, rolleri ve katılımları genişletilmelidir. Çevre yönetmede ve kalkınmayı sürdürebilir kılmada başarısızlıklar her yerde sorun olarak karsımıza çıkmaktadır. Çevre ve kalkınma ayrı sorun değildir ve birbirine bağlıdırlar. Çevre sorunları ve ekonomik problemler, birçok sosyal ve siyasal etkene bağlıdır. Sürdürülebilir kalkınma kavramı, çevre politikalarıyla kalkınma stratejilerinin bütünleştirilmesi için bir yöntem sunmaktadır. Bu kavramın amacı bugünün ihtiyaçlarını ve beklentileri, geleceğin ihtiyaç ve beklentilerinden ödün vermeksizin karşılamanın yollarını aranmasıdır.

Son on yıl içinde, yatırımların kirlenmeyi kesintiye uğratmadaki genel maliyet etkinliği kanıtlanmıştır. Çevreyi korumaya ve kalkınmaya yatırım yapmanın getirdiği artan ekonomik ve çevreyle ilgili zararın maliyeti de defalarca ortaya konmuştur, sık sık sel olayları ve açlıkla simgelenen örneklerde sonuçlanmıştır.
Doğal kaynaklara olan ihtiyacımızın boyutları ve griftliği nüfusun ve üretimin yükselmesiyle büyük çapta artmıştır. Doğa zengindir ama aynı zamanda kolay zarar görebilir ve dengesi çok duyarlıdır. Sistemin temel bütünlüğünü tehlikeye sokmaksızın aşılamayacak bazı sınırları vardır.

Global değişimin hızına boyutlarına karşın hükümetlerin genel tepkisi, kendilerini değiştirme gereğini tam anlayamamışlardır. Sorunlar hem birbirine bağımlıdır, hem de bütünleşmiş durumdadır. Bu yüzden kapsamlı yaklaşımlar ve halk katılımı gerekmektedir. Nüfus sorunda mesele yalnız insan değildir. Bu sayıların eldeki kaynaklarla olan ilişkisidir. Bu nedenle ‘’nüfus sorunu’’, toplu yoksulluğu ortadan kaldırma çabalarıyla birlikte ele alınmalıdır ki, kaynaklara daha adil ulaşma imkânı sağlansın.

Enerji tasarrufu politikaları sürdürebilir kalkınma için ulusal enerji stratejilerinin can damarı olmalıdır ve bu doğrultuda iyileştirmek için epeyce gündemlerde pay sahibi yapılmalıdır. Modern araç gereç yeniden tasarlanabilir, şimdi olandan üçte ikisi, hatta yarısı kadar primer enerji girdisiyle verebilir.

Uluslar, uygunsuz sanayileşmenin maliyetine katlanmak zorundadır. Günümüzde gelişmekte olan pek çok ülke, çevreyi kirletip ileride temizlemeyi düşünmemektedir, hızlı teknolojik gelişmeleri dikkate aldıklarında zamanları yetmeyeceğini biliyorlar ama bu zamanı etkin bir şekilde kullanabilmesi teknolojinin kullanılmasında sanayileşmiş ülkelerden yardım almaya ihtiyaçları vardır. Ancak teknolojinin kullanılması ile beraber çevrenin kirletilmesinin önüne geçilebilir sanayileşmede etkin bir şekilde olmaya devam eder. Yerleşim alanlarında yaşayan insanlara olumsuz dışsallıkların önüne geçilmiş olunur.
 

Bu yazı 508 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum